Vampirliğin Tarihçesi – Vampirler Var Mı?

Vampirliğin Tarihçesi – Vampirler Var Mı?


Merhaba Kült TV’nin araştıran insanları
yeni bir video ile sizlerle beraberiz. Vampirlik ne zaman başladı? Diğer bir çok efsane gibi başlangıç tarihi
tam olarak bilinmiyor;Ancak tarihte ilk defa vampir hikayesinin kanıtı Mezopotamya’daki
(Dicle) ve (Fırat) nehirlerinin yakınındaki Kildani’de, kil yada taş tabletlerin üzerine
yazılmış Asur yazıtlarında bulunmuştur. Kildaniler diyarına, İncil’de geçen Abraham’ın
asıl evi olan “Ur of the Chaldeans” da denir.Ama kelimenin kökeni Yunanca Namay dan gelir
yani içmek. “Lilith”, İbranilerin kutsal kitabında geçen
muhtemel vampirlerden biridir ve kitapta tasvir edilmiştir.İsaiah’ın kitabında geçiyor
olsa bile Lilith’in kökleri daha çok Babillilerin “demonolojisine” benzer.Lilith geceleri bir
baykuş görüntüsüne bürünerek dolaşan bir canavardı.Avlanmak için yeni doğmuş
çocukları ve hamile kadınları arardı. Lilith, geleneğe uygun olarak Adem’in,”Adem
ve Havva” olmadan önceki karısıydı, ama daha sonra şeytanın tarafına geçti çünkü
Adem’e itaat etmeyi reddetti.Bir takım olağandışı tutkuları vardı ve doğal olarak kötünün
gözüyle bakıyordu.Ve sonuç olarak Adem ‘in ve Havva’nın çocuklarına (yani tüm
insan soyundan olanlara) saldıran bir vampire dönüştü. Vampirlerle ilgili söylenceler Akdeniz’deki
Mısır, Eski Yunan ve Roma uygarlıkları boyunca süregelmiştir. Eski Yunanlılar, çocuklarını yiyen ve
kanlarını içen strigae veya lamiae’ya inanırlardı. Lamia mitolojide Zeus’un aşığı olarak
geçer, fakat Zeus’un karısı Hera ona karşı savaşmıştır. Lamia delirmiş ve kendi çocuğunu öldürmüştür. Daha sonra da geceleri diğer insanların
çocuklarını da aynı şekilde öldürmek için avlanmıştır. Örneğin, Yunanlılar ve Romalılar tarafından
bilinen bir hikaye Mennipus adında genç bir adamın düğününden bahseder. Düğünde tanınmış bir filozof olan Tyana’li
Apollonius çok güzel olduğu söylenen gelini dikkatlice inceler. Apollonius sonunda gelini vampir olmakla suçlar
ve hikayeye göre (daha sonra bu hikaye MS 1. yy’da Philostratus isimli bir akademisyen
tarafından anlatılmıştır) gelin “vampirizm”i kabul eder. İddiaya göre Menippus ile evlenmesinin sebebi
elinin altında içecek taze kan bulundurmak içindir. Vampir hikayeleri canavarların kiang shi.
diye adlandırıldığı eski Çin’de de yer almaktadır. Aynı şekilde eski Hindistan ve Nepal’de
de vampirlerin yaşadığı öne sürülmektedir (en azından efsanevi olarak . Mağara duvarlarındaki
eski çağlara ait çizimlerde bir takım yaratıkların kan içtiği gösterilmiştir. Nepal’e ait “Ölümün Efendisi” elinde
kanla dolu, kafatası şeklinde bir kadeh tutuyor ve kanla dolu bir havuzun önünde
duruyor halde betimlenmiştir. Bu duvar resimlerinden bazılarının i.ö.
3000 yıllarına kadar dayanan bir geçmişi olduğuna inanılmaktadır. Rakshaslar, Vedas adı verilen eski kutsal
Hindistan yazılarında tarif edilmiştir. Bu yazılarda (tahminen i.ö. 1500) Rakshaslar
(yokediciler )vampirler gibi betimlenmiştir.Eski Hindistan hakkındaki bilgilere göre bir
başka canavar daha vardı. Bir ağaçtan baş aşağı asılmış, yarasaya
benzeyen ve kendi kanından yoksun bir canavar. Bu yaratığa ‘Baital’ deniliyordu. Diğer eski Asyalılar Malezyalılar gibi
“Penanggalen” adındaki bir çeşit vampire inanıyorlardı.Bu yaratık insan başına
sahipti ama bütün organları dışarıdaydı. Ve diğer insanların, özellikle de küçük
kurbanlarının kanını içerek yaşardı. Türk folklorunda sık karşılaşılmasa
da Batı’nın literatürlerine girmiş kayıtlar mevcuttur (Vampir-cadı bağlantısı ve kriminoloji
kayıtlarına girmiş olan 1970’li yıllarda Cihangir vampiri gibi olaylar da yaşanmıştır)
1884’te Budapeşte Üniversitesi öğretim üyelerinden ve şarkiyat akademisinin kurucusu
Profesör Arminius Vambery, özyaşamsal kitabı “Arminius Vambery : Yaşamı ve Maceraları”nda
Türkler’deki bazı vampir inanışlarına da değinmektedir. Macar dilinin köklerini araştırmak amacı
ile Orta Asya’ya kadar derviş kılığında yolculuk eden Vambery’e göre: “ Osmanlılar’da
yaygın bir inanışa göre vampirler ağaç kovuklarında gizlenirler ve oralarda avlanırlarmış. Ele geçirilen vampirler kelleleri kesildikten
sonra bir çuvala konup denize atılırmış.” “Cadılar hortlayan ölülerdir” diye
açıklar Prof. Pertev Naili Boratav ve ekler “Çokluk kadınların cadı olduğuna inanılır,
ama erkeklerden de cadılaşanların bulunduğuna kanıt belgeler vardır. Türk geleneğindeki cadı aşağı yukarı
Batı inanışlarındaki vampiri karşılar . Cadılar mezardaki taze ölüleri çıkartıp
ciğerlerini yerlermiş. Bir Rumeli anlatmasından öğrendiğimize
göre eskiden cadıları zararsız hale sokan uzman cadıcılar olurmuş.” Meçkey – Türk, Anadolu ve Altay halk inanışında,
batı dillerindeki karşılığı ile birebir örtüşen bir anlamla vampir demektir. Meçik de denir. Türk halk kültüründe ve halk inancında
kendine özgü bir vampir türüdür. Bazı yönleri bütünüyle Türk kültürüne
özgü olsa da Batı toplumlarının inanışlarına çok benzeyen bazı özellikleri de mevcuttur. Örneğin tıpkı Nosferatu’da olduğu gibi,
“tağun” (yani veba) hastalığı taşıdığına inanılır. İnsanların kanını emer, içlerinde büyür. Ölüm saçan kambur bir yaşlı kadın (veya
bazen yaşlı bir erkek) şeklinde düşünülür. Sözcük, biçmek (kesmek) fiili ile alakalıdır. Meç Moğolcada maymun, Mes ise silah demektir. Türklerde masal ve söylencelerde maymuna
benzer varlıklara sıklıkla rastlanır. Gizemcilikle ilgilenenler arasında “Vampir
İncili” olarak da bilinen “Delphi Yazıtları”nın Yunan mitolojisinin efsanevi Delphi kahinine
aittir. Yazıtların içinde yer alan bir bölüm,
özellikle vampirlerin mitolojik kökenine ve nasıl ortaya çıktıklarına ışık
tutan bir aşk hikayesinden oluşuyor. Tanrıça Selene’nin antik Yunan mitolojisindeki
hikayesinden farklı bir çizgide ilerleyen bu hikayeye göre, ilk vampir ay ve av tanrıçası
Artemis tarafından yaratılıyor. Tanınmış vampir yazarı Montague Summers’ın
1928’de yazılmış ve bir klasik olan “Vampir – akrabaları ve Yakınları” nda, İspanyol
gezginlerin gelişinden önce vampirlerin Meksika’da yaşamış olabilecekleri söylenir. Ayrıca Arabistan’ın da vampirden haberdar
olduğunu yazmıştır. Agul diye hitab edilen “Arap Geceleri Hikayeleri”nde
vampir benzeri yaratıklar olduğunu yazmıştır; bu insan eti yiyen bir hortlaktır. Vampir efsanesi her zaman doğal bir fenomen
olarak açıklanmıştır, diğer bir şekilde bu durum ilkel ve ilmi bilgiden yoksun insanlara
açıklanamazdı. Belki de en hayret verici inanç Orta Çağ
Avrupası’nda bir çok insanın ölümüne sebebiyet veren “Black Death”(Kara Ölüm)
denilen hastalığın aslında vampirlerin işi olduğuna inanılmasıdır. “Black Death” bildiğimiz kadarıyla pireler
ve farelerden yayılan bir çeşit vebaydı ve 1300’lü yıllarda Avrupa nüfusunun
neredeyse 2/3’ünün ölmesine neden olmuştu.O zamanın insanları bu ölümlerden bir çoğunu
vampirlerin yaptığı fikrinde birleşiyorlardı. Belki de vebanın vampirlerden yayıldığını
düşünmüş olabilirler. Bazı durumlarda ise ölen bir akrabanın
geri dönüp bir kurban aldığına inanılırdı Bir diğer şekilde ölü bir düşmanın
vampire dönüşmüş halde geri dönüp birilerini öldürebileceğine de inanılırdı. Bu yüzden bir çok mezar kazılmış ve vampir
olduğundan şüphelenilen insanların vücutları tekrar öldürülmek üzere çıkarılmıştır. Vampirlerin mezarlarını belirlemek için
bir takım metotlar kullanılıyordu. Vampir inanışları vampirleri öldürmek
ve vampirizmi durdurmak için kullanılan metotları kapsar. Ölüler kimi zaman yüzleri güneye bakacak
şekilde gömülürlerdi. Eğer ölü bir vampire dönüşmüşse mezarın
yeri ölünün kaçma girişime tedbir olarak daha derin kazılır ve dış yüzey ters
olacak şekilde yerleştirilirdi. Tahta kazıklar bazen mezarın üzerine dikilirdi
. Böylelikle eğer vücut mezardan kalkmaya yeltenirse kendini kazığa saplamış olurdu. Kalpten saplanması umut edilirdi. Bazen de ölülerin kafaları kesilir ve bacaklarının
üzerine konularak gömülürdü Cesetler bazen ölümden geri dönüşlerini
zorlaştırmak için halıyla yada bir takım kumaşlarla sarmalanırdı bazen de kolları
ya da bacakları halatla bağlanırdı. Ölünün dönüşünü önlemek için genellikle
mezarın üzerine büyük kayalar yerleştirilirdi bunun dışında mezarın üzerine kalın
demirli kafesler yapılırdı. insanlar vampir saldırılarının önüne
geçmek ve bunları engellemek için bazı bitkiler ve araçlar yaptılar. Bunlardan çoğunlukla en çok bilinen iki
tanesi vampirleri korkutup kaçırmak için kullanılan kurtboğan ve tabii ki sarımsaktı. İnsanlar vampirlere dair inançlarını meraklı
bir şekilde geliştirmişlerdir. Bazıları siyah bir kedi ya da köpeğin
herhangi bir cesedin üzerinden atlamasını, ölünün vampire dönüşebileceği şeklinde
yorumlarlardı. Bukovinian bilgilerine göre kül ağacından
yapılmış bir kazık intihar ederek ölenlerin göğsünün arasından çakılmalıdır çünkü
intihar etmenin vampirizmin nedenlerinden biri olduğu varsayılırdı. Eski İngiltere’yi de kapsayan bazı kültürlerde
intihar edenlerin vampire dönüşmelerine engel olmak için, dört yolun kesiştiği
yerlere gömülürlerdi. Bir çok insanın vampirleri yok etmek için
kendilerine has değişik metotları vardı. Bazı slav milletleri, kül ağacından yapılmış
bir kazığın vampirin göğsünden saplandığında onu öldürebileceğine inanırdı. kalpten çakılan bir kazık çoğu vampir
avcısının gözde metodudur, Her nasılsa bir çok farklı yerde kazıkların yapılacağı
belirli ağaçlar seçilmiştir. Örneğin Silezya’da meşe ağacı bu işi
görürdü, Sırbistan‘da ise alıç ağacı gerekli görülürdü. Bunun dışında vampir olduğundan şüphelenilen
ölülerin kafaları, balta ile kesilirdi. Bazen de cesetler su göletlerine atılmış
yada yakılmıştır. Orta çağ Avrupası’nda kilise, vampirlerin
varlığını onaylamış ve bir inanca bağlı olmayan mitlerden alıp vampir kavramını
şeytanın yaratıklarından biri olduğu yönünde değiştirmiştir. Vampir açıkça kötülüğün ve dinsizliğin
bir parçası olsa bile, ölümden sonra hayat, bedenin dirilişi, maddesel değişim gibi
Hıristiyanlık öğretilerini destekleyen bir inanılabilirliğe sahipti. Ekmek ve şarap kavramı İsa’nın son yemeğine
dair genel bir kavramdır ve Hıristiyanlar arasında İsa’nın kanı ve bedeninin paylaşımının
bir simgesidir. Bu inancı benimsemiş ve İsa’nın kanını
içen insanlar, kendi kanlarını içen şeytanlara yani vampirlere karşı daha güçlü olurlardı. Orta çağ boyunca kilise vampirlere olan
inancın doğruluğunu kabul etti ve vampirizmi yalnız başına sona erdirmek için gereken
yetiyi kazandı. Tanrı bilimci olan Leo Allatius’un 200
yıl sonra bulunan yazıları, kilisenin hala vampirlere karşı olan inancını sürdürdüğünün
bir kanıtıdır. Allatius kilisenin öğrencisi olarak Yunanlılardaki
vampir kavramı üzerinde çalıştı. 1645’te yaptığı bir çalışmasında
vampirlerin sık sık aforozun sonucu olduğu kararına vardı. Vücudun çürümemesi ve bedenin maddesel
olarak dünyayı terk edemediği görüşü Yunanlılarda vampirizmin ispatıydı. Şişmiş bir vücut da aynı şekilde olası
vampirizmin bir kanıtıydı. Daha gerilere bakacak olursak ilk Hristiyan
Yunanlılarda aforoz etme yetkisi olan rahip yada piskopos, aynı şekilde günahkarın
vücudunun çürümesine engel olunmak içinde izin verebilirdi. Böylelikle günahkarın ruhu cennete gitme
özgürlüğünden yoksun olacak ve günahları affedilinceye kadar yeryüzünde kalacaktı. Görünüşe göre batı kilisesi de bu inancın
aynı şekilde etkisi altındaydı. 10. yy’da Bremen’in başpiskoposun St. Libertius’un
da buna benzer bir yetkisi vardı. Ona göre; bazı korsanları aforoz etmek
için; iddiaya göre içlerinden birinin vücudunun yıllar sonra bile hala bozulmamış olduğunun
tespit edilmesi gerekmekteydi. Görünüşe göre bedenin küllere dönüşmeden
önce, günahları için piskopos tarafından bir bağışlanma isteğine inanılıyordu. Bu nedenle rahip, olası vampirleri aforoz
etmek ya da bu kararı bozma gücüne sahipti. Leo Allatius belki de, vampirlerin şeytanın
hizmetinde olan ve geceleri av peşinde koşan yaratıklar olduğunu resmen ilan eden ilk
bilgindir. Kilisenin vampirler üzerindeki gücünün
hepsi en azından Ortaçağ İngiltere’sinde belgelenmiştir. Newburgh’lu William adı verilen yazar M.S.
12. yy’da ölen bir adamı ele almıştır. Söylendiğine göre bu adam karısına eziyet
etmek için ölümden geri dönmüştür. Bu olayın yerel halk ve rahip üzerinde oluşturduğu
dehşet nedeniyle bölgenin piskoposu, ölenin geçmişte işlediği tüm günahları affetmiştir. Mezar açılmış ve gerçek yazılı bağışlama,
“vampir”in vücudu üzerine yerleştirilmiştir. İnsanlar cesedin vücudunun çürümeye dair
hiçbir iz taşımaması ve oldukça iyi bir durumda olması nedeniyle Şunu not etmek
gerekir ki, vampirleri yok etme metodu – resmi kilisede belgelendiği şekilde- köylülerin
mezarda bulunan vampirlere uyguladıkları olağan metotlardan (cesedi yakma, kalbini
çıkarma,kafasını kesme ya da kalbine kazık çakma vb.) daha uygar ve yasalara uygundu. Kaliforniya Üniversitesi araştırmacılarından
kimya profesörü Wayne Tikkanen’in yaptığı araştırmaya göre vampirliğin asıl sebebinin
Porfiria hastalığı olduğunu öne sürmüşsede bu sanı kısa sürede çökertilmiştir. Hastalıkla anlatılan efsaneler arasındaki
bazı uyuşmazlıklar vardır. Öncelikle portifia’nın birçok çeşidi
bulunmaktadır va bunlardan sadece en az rastlananı deri bozukluklarına yol açmaktadır. Ki bu bozukluklar sadece diş etinin çekilmesi
değildir,yüz derisinde çatlamalar, burnun veya parmakların düşmesi gibi belirtiler
de vardır. Orta çağda mezarlıklarından çıkarılan
kişilerin bu kadar aşırı görüntü bozukluklarına sahip olduklarından bahsedilmemiştir. Ayrıca bu güne kadar kayıtlı olan 200
hastalık vakası vardır, ki bu da böylesine büyük bir efsaneye yol açabilecek büyüklükte
bir sayı değildir. Vampirlerin gün ışığına çıkamadıkları
ilk defa roman yazarları tarafından söylenmiştir. Oysa 18 ve 19 yüzyıl vampirlerine gündüzleri
de rastlandığına dair söylentiler ve kilise kayıtları vardır. Bir videomuzun daha sonuna gelirken lütfen
kanalımıza abone olmayı unutmayın Yeni bir videoda daha görüşünceye kadar hoşçakalın
araştıran insanlar

34 thoughts on “Vampirliğin Tarihçesi – Vampirler Var Mı?”

  1. İtiraf ediyorum ben bir vampirim. Lütfen biz vampirleri sarımsak ve haçla korkutmaya kalkmayın! Sarımsaktan korkmuyoruz burnumuz hassas ve o sarımsak ölüyü diriltecek kadar kötü kokuyor. Artık kan için insan öldürmüyoruz kan bankası olan hastanelerde çalışıyoruz, bu yüzden yaşasın ATT!

  2. bilimin teknolojinin devrinde olduğumuz için çoğu insana masal gibi geliyor ama ben herzaman düşünmüşdüm bu tür olayları bu anlattıklarının mitolojide incilde olan kısımalrına bir belgeselde görmüşdüm bir belgeseldede bir köyde vampirlerin geceleri mezarından çıkıp kendi akrabalarına ailelerine musallat olduklarını hatta ölülerin mezarlarının kalbine bıçak saplayıp onu ters çevirip sırtına taş koyarlarmış hatta bazı şüpheli mezarlarda ağzında kan izleri bulunmuş hatta tırnaklarında felanda ben hep inanırım vampir gibi şeylere mitolojidede olsa bir olasılık olarak kafamın içinde bir gerçekliği olur .

  3. Ne zamandır tatildeydim izleyemedim şimdi kaçırdığım tüm videoları izlemeye başladım yine harika konu mükemmel bilgiler. Kanalınızı iyiki buldum. şımarık ruhi cenetten ve cahil yalancı ilhan yılmamın saçmalıklarından kurtuldum. teşekkürler

  4. sahte kan da iyi geliyo ama kasaptan gidip bazı hayvanların kanını alıyorum ama haftada 1 kere sadece sonra sahte kan içiyorum

  5. BENİM ÇOCUKLUK ANILARIMDA KALAN BİR OLAY VARDI MAHALLEMİZE KOMŞUMUZUN EVİNE KİRACI GELMİŞTİ MAHALLEMİZDEKİ KARAKOLDA GÖREVLİ POLİS Dİ HER GÜN AKŞAM EŞİ FERYAT FİGAN BAGIRIR AGLARDI ÇIGLIKLARINA DAYANAMAYAN KOMŞULAR BİRLEŞİP EVİNE GİTTİLER SIKI YÖNETİM DÖNEMLERİYDİ O YILLAR ADAM KAPIYI AÇMADI KOVDU KORTTU MAHALLEYİ POLİS ETİKETİYLE GÜNDÜZ TEYZELER GİTTİ KADINA KADININ BEDENİNDE MORLUKLAR DİŞ İZİ YARALARI VARMIS KADIN KARISMAYIN DEMİŞ EŞİM BENİ DÖVMÜYOR ISIRIYOR KANIMDAN İÇİYOR DEMİŞ O ANDAN İTİBAREN VEBALIYMIŞ GİBİ HERKES ONLARDAN UZAK DURDU 1 AYI GEÇMEDİ MAHALLEDEN TAŞINDILAR

  6. Kuran ile teknolojinin bağdaştığı birçok ayet vardır kardeşim, araştırmalısın bence benden duymanı isterdim ama sana burda dinsiz muamealesi yapıyor konumunda olmak haşa haddime değildir. Lakin düşüncelerinize yorumlarda bulunulduğu karşı çıkıldığı zaman ya yobaz oluyoruz yada cahil oluyoruz sence cehalet yada yobazlık bumudur.

  7. Neyse seninle tartışmaya girmeyeğim kardeşim biz yobaz olarak kalalım sanada başarılarının devamını dilerim.

  8. Seytan, kurtadam, vampir, mothman, ejderhalar hepsi reptoloid turleridir. Teknolojik ve psisik cok gelismis irk oldugu icin bize buyu, dogaustu, paranormal vs gibi ozellikler gosterdigini saniyoruz.

  9. Arkadaşlar vampirler neden gece gözükür çünkü ilk çıktığı topraklarda gündüzler sıcaktı insanlar gece dışarı çıkardı.

  10. aramızdalar yani şöyle aramızda lar mesela geçmişte da vinci,tesla,einstein,newton hatta ve hatta messide bunların arasında bu dünya da daha başka başka kişilerin birçok kişinin uzaylı yada melez yada onlarla iletişim kurulduğu düşünüyorlar yani dünyada birçok kişide tuhaflıklar var amerika ingiltere kraliyeti işin içinde yani bu yüzden aramizdalar👽👽👽👽burda işin içinde birşeyler var ve dünyada geçmişte ve şimdiki zamanımızda hatta MÖ ki dönemlerde bile birşeyler var o yüzden aramızda lar kanıtlar ve görüntüler çok fazla şahit olan insanların anlattıkları birbirine uyuyor haktan ve erhan söyledi çok fazla ameliyatlarda insanların içinde implantler ve çipler çıkıyor yazılar resimler ünlü ressamların çizdikleri resimlerde bile varlar ve birçok ünlü kişi uzaylılara ciddi ciddi inanıyorlar kısacası bu yüzden aramızdalar mencer protos bu yazdığım yorumu her videonun altına göndercem herkes okusun diye aramızdalar👽👽peru,mısır,mexsico,amerika.herşey gerçek sizin hayal sandığınız herşey gerçek bunu bilin herşey uzayda ve dünyamızda bu kadar bilim adamı yalan mı söyleyecek kuran-ı kerimde bile anlatılmaya çalışılmış ileride herşey olacak merak etmeyin nikola tesla bile ufolarla uzay la ilgili birşeyler yapmaya çalışmış NASA herşeyi açıkladığı zaman dünya eskisi gibi olmayacak uzaylılar yani bir uzaylı ırkından biri griler amerika ile 51.bölgeden teknoloji yardımlaşması bir bağlantı yapıyorlar anlaşıyorlar herşey dünyadan gizleniyor kanada nın bakanı açıkladı ahmet çakar haktan bey ve erhan bey,stephen hawking,body bushman,bob lazar ve bazı ünlü kişiler ve başka adını bilmediğimiz bilim adamları herşeyi açıkladılar şimdi siz diceksiniz ki uzaylılar falan yok onlar cin diyeceksiniz cinler başka boyuttadırlar ama bunlar uzaydakiler fiziksel ve cinler veya melekler istedikleri zaman insan ya da başka bir varlığın kılığına giremezler bir tek allah izin verirse bu kadar ufo enkazları bulundu (1947)olayı ufo görüntüleri yakalandı geçmişteki izler var insanları kaçırılma izleri var ameliyat görüntüleri var çiplerin görüntüleri var sizce cinler bunları istedikleri zaman yapabilirlermi tabikide yapamazlar cinler dünyanın gök kubbesini geçemezler birtek insanlara izin vardır cinlere yasaktır kuran da var şimdi uzaylılarla gizlice anlaşmamız var anlaşmamız var bizim türk milletin de kafa yok keşke bizde araştırsak uzay la ilgilensek almanya nin geçmişte na zileri ve adolfhitleri vardı onlar bile uzaylilarla anlaşma yaptığını söylüyorlar çünkü nazilerin o üstün teknolojileri ufoları araştırmaları silahları vardı uzaylılar 15 yıl içinde herkese görünecek ve anlaşma yapılacaktır herkes şahit olacaktır başkan kennedy 'nin ölümü de uzaylılarla alakalı onuda araştırın bi zahmet👽👽👽👾👾👾

  11. Var ve böyle çirkin değiller gündüzleride çıkıyorlar gün ışığına 🙂 Ancak bunun için İlaç kullanıyorlar

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *